Döviz Kurları
USD -
EUR -
GBP -

Deprem sonrası bulaşıcı hastalıklara dikkat!

Okunma: 6

Deprem sonrası ortaya çıkabilen önemli sağlık sorunlarına değinen Mikrobiyoloji Uzmanı Dr.Tutku Taşkınoğlu, toplu halde ya da çadırlarda yaşamanın yol açtığı viral hastalıklara dikkat çekti. Daha önceki büyük depremler sonrasında insanlarda ortaya çıkan sağlık sorunlarına değinen Taşkınoğlu, “Kalabalık kamplar, kötü hijyen, tıbbi bakıma sınırlı erişim ve hastalıklı insanlarla yakın bölgelerde yaşama, hastalığın yayılmasıyla ilgili başlıca risk faktörleridir.” uyarısı yaptı.

İşte dikkat edilmesi gerekenler…

Doğal afetler (depremler, su baskınları, toprak kaymaları, büyük yangınlar, kasırgalar, vb.), genellikle ani ve beklenmedik olmaları nedeniyle hazırlıksız yakalandığımız olaylardır. Ülkemizde en sık görülen doğal afet türü depremdir, topraklarımızın neredeyse yüzde 90'ı deprem kuşağındadır. Ölüm ve ekonomik kayıplar, büyük mal kayıplarının yanı sıra yaralanmalar, su, kanalizasyon, elektrik, iletişim, eğitim, sağlık ve benzer hizmetlerin aksaması nedeniyle afetler büyük felaketler haline gelir.

Afetlerden korkmamak ve onları önlemek elbette mümkün değildir. Ama gerçekleşen afetin felakete dönüşmesini engellemek için mutlaka her alanda planlar yapılmalıdır. Afet öncesi iletişim, eğitim, sağlık ve benzer hizmetlerde durum tespitleri yapılmalı ve özellikle sağlık önlemleri ciddiye alınmalıdır. Yaralılara erken ve hızlı müdahaleler dışında kısa/uzun dönemde ortaya çıkabilecek enfeksiyonlar ve hatta salgınlar için de önlemler alınmalıdır.

SAĞLIKLI YİYECEK VE SUYA ERİŞİM ZORLAŞIYOR

Depremleri takiben insanların topluca bir arada yaşama zorunlulukları ile hava kaynaklı patojenlerin bulaşı artar, su / sıhhi tesisat sistemlerinin tahrip olması nedeniyle sağlıklı yiyecek ve suya erişimin zorlaşması bulaşıcı hastalıklara neden olurlar. Doğal felaketlerin ardından hangi enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkacağını kesin olarak tahmin etmek mümkün olmamakla birlikte, daha önce yaşanan depremler bize ipucu olabilir. Kalabalık kamplar, kötü hijyen, tıbbi bakıma sınırlı erişim ve hastalıklı insanlarla yakın bölgelerde yaşama, hastalığın yayılmasıyla ilgili başlıca risk faktörleridir.

İRAN, EL SALVADOR VE JAPONYA DEPREMİNDEN SONRA…

Deprem sonrası hava kaynaklı patojenler; solunumsal bakteriler, virüsler, tüberküloz, legionella, mikoplazma artar. Özellikle çocuklarda, 65 yaş üstünde ve kronik hastalığı olan bağışıklık sistemi zayıf kişilerde zatürre gelişme riski artar. Depremlerden sonra 5 yaşın altındaki çocuklarda tüm ölümlerin yüzde 20’sini akut solunum yolu enfeksiyonları oluşturur. 2001 El Salvador depreminden sonra yapılan bir araştırma, 594 kişiden yüzde 30’unun üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmiş, İran’da, 2003 yılında Bam depreminin yerinden ettiği 75 bin 586 nüfusun yüzde 14’ünde solunum yolu enfeksiyonları gelişmiştir. 2011’de Doğu Japonya Depreminde gözlenen influenza enfeksiyonu, 2009’da yeni influenza A H1N1 salgını sırasında gözlendiği gibi yaygın morbidite ile hızla gelişen bir hastalıktır.

Neisseria meningitidis’in (meningokokal) neden olduğu menenjit çocukluk çağında önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Hastalık, kişiden kişiye, özellikle kalabalık durumlarda kolayca bulaşır. Çadır kentler gibi insanların toplu yaşadıkları yerlerde kış aylarına doğru meningokok (menenjit) enfeksiyonunun salgın haline gelmesi mümkündür. Menenjit salgınları, 2005 Pakistan depremi gibi birkaç doğal afetten sonra belgelenmiştir.

SALMONELLA, KOLERA VE PARAZİTLER BULAŞABİLİR

İçme sularına insan ve hayvan dışkılarının karışması ise bulaşan mikroorganizmalar ishallere neden olabilir. Bu yolla başlıca shigella, salmonella, kolera ve parazitler bulaşabilir. İyi yıkanmamış veya saklama koşullarına uyulmamış, uyulamamış gıdalarla da bulaşmalar olabilir. Bunlarla oluşan enfeksiyon olgularında bulantı, kusma ve sulu, kansız ishal tablosu saptanır. İshalli hastalıklar afet ve kamp ortamlarında önde gelen ölüm nedenidir (yüzde 40). Pakistan’daki 2005 depreminin ardından, planlanmamış ve yetersiz donanımsız kampta ishal enfeksiyonlarında yüzde 42’lik bir artış bildirilmiştir. El Salvador’daki 2001 depreminden sonra 100 hanede yapılan bir araştırma 594 kişiden 137’sinin (yüzde 22) ishal olduğunu göstermiştir. Haiti’deki depremden 9 ay sonra, yüksek vaka-ölüm oranıyla kolera salgını tanımlanmıştır. Viral hepatit A ve E, mevcut atık su bertaraf ve sanitasyon sisteminin yetersiz olduğu ülkelerde veya bölgelerde yaygındır. Pakistan’daki 2005 depreminin ardından salgınlar bildirilmiştir. İshal salgınları, gelişmekte olan ülkelerdeki doğal afetler sonrasında sıklıkla rapor edilmektedir. Büyük felaketler, önceden var olan fakir su, sıhhi tesisat ve atık su sistemlerini etkileyerek bulaşıcı hastalıkların bulaşması için risk faktörlerini şiddetlendirmektedir. Ama gelişmiş ve deprem öncesi önlemlerini almış ülkelerde ishal riski daha düşüktür. Örneğin büyük Doğu Japonya depreminden ve buna bağlı tsunamiden sonra bulaşıcı hastalık salgını görülmemiştir. Sadece tahliye merkezlerinde küçük bir norovirüs vakası bildirilmiştir.

PAKİSTAN’DA KIZAMIK VAKALARI ARTMIŞTI

Vektör (fare ve diğer kemirgenler) kontrolünün veya hayvansal aşıların yapılmadığı durumlarda malarya, kuduz ve veba da beklenebilir. Kemirgenlerde gözlenen Leptospirozis kemirgen idrarı ile kontamine su, yiyecek ve toprakla temas yoluyla bulaşabilir. Kesilmiş cilt ve mukoza yaralarının su, nemli toprak veya kemirgen idrarı ile kirlenmiş çamurla temasıyla da bulaş olabilir. Deprem ardından meydana gelen taşkınlar kemirgenlerin çoğalmasını ve bir insan topluluğunda yayılmasını kolaylaştırır.

Afet ortamlarındaki kızamık başta olmak üzere döküntülü hastalıkların ve tüberkülozun bulaşı ve salgınları, özellikle kalabalık kamplarda veya barınaklarda, etkilenen topluluklar arasındaki aşılamanın yetersiz olmasına bağlı gelişir. 2005’te Pakistan’da meydana gelen depremden sonra, mevcut düşük aşılama düzeyleri nedeniyle kızamık vakaları raporlanmıştır.

Afetin neden olduğu yaralanmalar da ayrı bir enfeksiyon nedenidir. Ezilme yaralanmaları, yanıklar, radyasyona maruz kalma, kimyasal madde teması ile oluşan yaralarda, cilt bariyerinin bozulması veya kemik iliği baskılanması nedeniyle enfeksiyona karşı korunma azalır. Buna ilave olarak afet bölgesine kurulan seyyar çadır hastaneler ve ameliyathaneler de kullanılan cerrahi malzemenin yeterli sterilizasyonunun sağlanamaması enfeksiyonun diğer bir nedenidir. Tetanoz ile yara enfeksiyonu aşılanmamış popülasyonlar arasında ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelebilir.

Mucormycete olarak bilinen olağandışı bir kutanöz akortikoz veya ölümcül nekrotizan fungal yumuşak doku enfeksiyonları genellikle toprakta bulunan ve inşaat molozlarında bulunan mantar sporları nedeni ile olur. Yıkılan bina molozlarına yerleşen bu mantar sporlarının solunması ile ölüm oranı yüksek akciğer tutulumları olabilir.

HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Afete hazır olmak afet öncesi tüm bu olasılıklara hazır olmak, hızlı müdahale stratejileri geliştirmeyi kapsar.
Kişi başına yeterli su temini (günde kişi başına minimum 20L), su saklama kaplarının iyi korunmasını ve yiyeceklerin iyi pişirilmesi sağlamalıdır. Yeterli miktarda sabun (ayda kişi başına en az 250g) sağlamak ve toplumu kişisel hijyen ve el yıkamanın önemli olduğu durumlar konusunda eğitmek gereklidir.

Klor, içme suyu için en kolay ve yaygın olarak kullanılan dezenfektan ve aynı zamanda en ekonomik olanı olmaya devam etmektedir. Neredeyse tüm su kaynaklı patojenlere karşı oldukça etkilidir ve alternatif güvenli su kaynağının bulunmadığı durumlarda esastır.

Elbette afet öncesi sağlıklı aşılama programları afet sonrası yaşanabilecek enfeksiyonları minimuma indirmek için çok önemlidir. Afet riski olan toplumlar özellikle kızamık (KKK karma aşı), meningok, kolera, hepatit A ve tetanoz gibi hastalıklar için aşılanmış olmalıdır.

Sözcü

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. (*) ile işaretlenmiş tüm alanlar zorunludur.

captcha Yenile